13 Mayıs 2019 Pazartesi

Tarihi belgelerle 15 Mayıs 1919, İzmir işgali ve Rum mezalimi!

Tarihi belgelerle 15 Mayıs 1919, İzmir işgali ve Rum mezalimi!
İzmir’in işgal edileceğini öğrenen Rumlar’ın hazırlığını araştırmacı Yunanlı Kapses şu sözlerle anlatır; “Büyük günün şafağını bekleyemeyen Rumlar tarafından, Müslümanların evleri ve malları işaretlenmiş, Papazlar ve mektep hocaları bütün kuvvetleriyle, mekteplerde, kiliselerde Rumlara; Artık bu pis Müslümanlardan çektiğimiz yeter…Yarın Yunan orduları gelecek, bizi bunlardan kurtaracak, bizim intikamımızı alacak, derken; Seydiköy Nahiyesi’ni ziyaret eden İzmir Metropoliti Hristosomos, tren istasyonu ile Agiou Ioanni Kilisesi’ne arasındaki yollara halı kaplanarak karşılanır. Hristosomos “Ey Allahın sevgili kulları olan Rumlar, kuyuları daha derin kazınız…Bıçaklarınızı daha çok bileyiniz, iplerinizi daha iyi bağlayınız, çünkü Müslümanların ecelleri geldi.”
Seydiköylü araştırmacı yazar ve arkelog Ercan Çokbankir 15 Mayıs 1919 yılında İzmir’i işgal eden Yunan Askerleri ve bu işgale destek veren yerli Rumların Türklere uyguladığı mezalimi tarihi belgelerle ortaya koydu. Yerele Haberci’de yeniden yazılarına yeniden başlayan Çokbankir bilgisini ve araştırmalarını kamuoyu ile paylaşmaya devam edecek. İzmir’in işgal edileceğini öğrenen Rumlar’ın hazırlığını araştırmacı Yunanlı Kapses şu sözlerle anlatır; “Büyük günün şafağını bekleyemeyen Rumlar tarafından, Müslümanların evleri ve malları işaretlenmiş, Papazlar ve mektep hocaları bütün kuvvetleriyle, mekteplerde, kiliselerde Rumlara; Artık bu pis Müslümanlardan çektiğimiz yeter…Yarın Yunan orduları gelecek, bizi bunlardan kurtaracak, bizim intikamımızı alacak, derken; SeydiköyNahiyesi’ni ziyaret eden İzmir Metropoliti Hristosomos, tren istasyonu ile Agiou Ioanni Kilisesi’ne arasındaki yollara halı kaplanarak karşılanır. Hristosomos “Ey Allahın sevgili kulları olan Rumlar, kuyuları daha derin kazınız…Bıçaklarınızı daha çok bileyiniz, iplerinizi daha iyi bağlayınız, çünkü Müslümanların ecelleri geldi.”

İnsanın kanını donduran çok sayıda olayın yaşandığı İzmir’in işgali ve sonrasındaki işgal yıllarının iyi bilinmesi adına Ercan Çokbankir’in köşe yazısının her satırı dikkatle ve ibretle okunmasını diliyoruz.

İzmir halkının 15 Mayıs 1919’dan 9 Eylül 1922 yılına kadar yaşadıklarını yeni kuşaklara aktarmalıyız …

İşte Ercan Çokbankir’in kaleminden İzmir’in işgali ve Rum mezalimi!

Yunan kuvvetleri 15 Mayıs 1919 da altı gemi birçok torpido ile İzmir’e girmeye başlamıştı. Tabii yerli Rumların destek ve milis güçlerini arkalarına alarak,300 kişilik Efsun bölüğünün Kordon’a çıkması ile her yer Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Konak tarafına hareket eden bir gurup Yunan askeri Saat Kulesi civarında sivil Türklerle çatışmaya girer. Çatışma bir saat kadar sürdükten sonra yüzlerce ölü ve yaralı verilir. Sivilleri kurtarmak için Sarı Kışla’dan gelen askerlerde ölü ve yaralı vardır. Asker ve sivillerden yaralananlar Averof zırhlısına götürülür. Ölüler arasında Gazeteci Hasan Tahsin olduğu maalesef tespit edilir.
O gün Yunan askerleriyle birlikte çarpışan Rum milisler genellikle Urla ve Seydiköy’den gelen milislerdir. Bu milisler yanında ve sivil Rumlar hükümet binasını, kışlayı ve Türklere ait mağazaları yağmalarlar. Çatışmalar o boyuta varır ki İngiliz konsolosluğuna isabet eden kurşunlar nedeniyle İngiliz askerleri silahla Rumlara karşılık verirler.

16 Mayıs günü Aydın’a giden tren Gaziemir’de Rum çeteler tarafından silahlarla taranır. Kuşadası ve Söke Rumları da bu ara ayaklanır. 17 Mayıs yani İzmir’e çıktıklarının ikinci gününde Urla, Çeşme, Seferihisar ve Seydiköy, 20 Mayıs’ta da Torbalı işgal edilir.(9) Yunanlılar buraları işgal ederken İtalyan askerleri de Söke’ye girmiştir. Savaş müddetince gözden kaçmayacak bir olayda Adalarda gözü olan İtalyanlar buraları Yunanlılara kaptırmamak için gizlice Türkleri destekleyeceklerdir.

İzmir’in işgalinden önce 15 Mayıs 1919 yılında Gaziemir de 2 taburlu 56. Sahra Topçu alayının, alay karargahı ile bir taburu Seydiköy’de olan, Kolordu Ağır Topçu Taburu’da Gaziemir’dedir. Her iki garnizon“Seydiköy Mıntıka Komutanlığı” unvanı ile tümenin topçu alay komutanın emrindedir.
Bu birlikler Seydiköy ve Gaziemir de konuşlandırılmıştı. Fakat bunlar savaşın başlaması ile iç kısımlara Tire- Ödemiş tarafına çekilirler. Kalan askeri birlikler ise şehir içinde asayişi ve güvenliği, küçük Türk çetecilerinin örgütlenmesini takip eder. Şehir içinde şüphelendikleri kalabalık toplulukları Yunanlılar esir alarak sokaklarda “Zito Venelizos” diye bağırtırlar.(130) Özellikle Seydiköy Yunanlıları ve yerli Yunan çeteleri halka ve askerlerimize vahşice muamele yaparlar. Hava birliğine, kışlaya ve uçak hangarlarına saldırmışlar ve uçakları tahrip ederek, yakaladıkları subay ve askerleri öldürmüşlerdir.

Seydiköy Zeytintepe’deki (günümüz Menderes Havaalanı içindeki kalan bölge) Türk Kışlası, 14 ve 15 Mayıs günleri Yunan işgal kuvvetlerinin İzmir’e çıkmadan önce ve çıktığı günkü olaylar şöyle anlatılır;

“Mezkur gece zarfında İzmir’in her tarafında bomba ve silah sesleri eksik olmaz. İzmir’deki esliha ve cephane depoları müessesat-ı resmiye kasaları yerli Rumlar tarafından kaffeden yağma edilir…Şekavet İzmir şehrine münhasır kalmayıp civar Rum köyleri de çete halinde trene ve gerekse İslam köylerine de tecavüze başlamışlardı. Ezcümle 16 Mayıs 1335 sabahı İzmir’den Aydın istikametine hareket eden marşandiz trenine Seydiköy’ün de Rum çeteleri tarafından ateş edilerek bir Türk kadının vefat ve diğerinin de mecruhiyetine sebebiyet verilmiştir. Birçok köylerde Yunan eşkiyası ve yerli Rumlar tarafından birçok tecavüzat ika edilmiş ve şekavet Kuşadası ve Söke havalisine sirayet etmiştir.” (İzmir ve Batı Anadolu Uluslar arası Sempozyum Bildireleri. s.77.Dr.Mehmet Emin Elmacı. İzmir Halkının Yazdıklarıyla İzmir’de Yunan İşgali ve Mezalimi)
Bu telgraftan Türk halkının psikolojisini anlamamak hiç de zor değildi. Çünkü bu satırlar yazılmadan önce İzmir’de rahat bir şekilde yasayan Rumlar, işgal için hazırlıklara başlamışlardı. Yunanlı Kapses bu hazırlıkları şöyle anlatır; “büyük günün şafağını bekleyemeyen Rumlar tarafından, Müslümanların evleri ve malları işaretlenmiş, Papazlar ve mektep hocaları bütün kuvvetleriyle, mekteplerde, kiliselerde, ‘Rumlara; artık bu pis Müslümanlardan çektiğimiz yeter…Yarın Yunan orduları gelecek, bizi bunlardan kurtaracak, bizim intikamımızı alacak.” derken, SeydiköyNahiyesini ziyaret eden İzmir Metropoliti Hristosomos, tren istasyonu ile Agiou Ioanni Kilisesi’ne arasındaki yollara halı kaplanarak karşılanır. Hristosomos “Ey Allahın sevgili kulları olan Rumlar, kuyuları daha derin kazınız…Bıçaklarınızı daha çok bileyiniz, iplerinizi daha iyi bağlayınız, çünkü Müslümanların ecelleri geldi” diyecek kadar ileri gitmişti. Seydiköy’deki meşhur Agiou Ioanni Theologou Kilisesi’ndeki ayini yönetmek için gelen trenle gelen Hristosomos, konuşmadan sonra toplanan bağışlarda Seydiköy Yunanlılarından büyük meblağlarda Yunan ordusu için bağış toplanır.
Bu olaylar yaşanırken Seydiköy ve civarında neler oluyordu?

Torbalılı araştırmacı Necat Çetin, Hortunalı(Yazıbaşı) Hamit Efe, 57 Fırka Kumandanı Şefik Aker, Giritli Bakkal Ali ve Seydiköylü Ali Muharrem’in anılarında yaşanmış bu olaylar şöyle anlatılır. Bu anılar Seydiköy’ün meşhur Yunanlı çetecileri ile ilgili anılarıdır. Bu anılarda onların gaddarlığı ve çevrede estirdiği terör anlatılır. Yunan kaynaklarında bu Yunanlı çetecileri Şalvarlı olarak isimlendirirler.

“Günümüz’deki ismi Yazıbaşı olan eski Hortuna Köyünden Hamit Efe eski Akkeçili yörüklendirdir. Hortuna doğumlu olan Hamit Efe’nin annesi Havva babası Kara Hüseyin’dir. Aile Hortuna’da çiftçilik özellikle hayvancılık, at yetiştiriciliği yapmakta ve İkiçeşmelik’te iş hanı bulunmaktadır. Efe’nin iki erkek bir de kız kardeşi vardır. Bunlar Halil Ağa(Murtuna)(1880-1965), Tahir Ağa(Murtuna)(1883-1946) ve kız kardeşi Makbule(Vasviye)(1887-?)dir. Yeğenleri Rıza ise iş hanını işletmektedir. Her gün İzmir’e gidip gelen Rıza İzmir’den köye dönerken Seydiköy yolunda Yunanlılar tarafından gasp edilerek sırtından vurularak öldürülmüştür.”(İzmir ve Batı Anadolu Uluslar arası Sempozyum Bildirileri. S.898.Necat Çetin. Sözlü Anlatımlara Göre Torbalı Yöresinde Yunan İşgali ve Bilinmeyen Bir Kuva-yı Milliyeci: Hortunalı Hamit Efe)

57. Fırka Kumandanı Şefik Aker. 17 Mayıs tarihli Harbiye nezaretine gönderdiği telgrafında İzmir’den kaçan halktan aldığı bilgilerde “700 aşan zayiattan” bahseder. Yine aynı bilgiler yardımıyla Rum çetelerinin Türk subaylarını yakaladığını ve üniformalarını dipçik darbeleriyle söküldüğünü ekleyen Aker, işgal gecesi de halkın Eşrefpaşa’daki Maşatlık’ta protesto yapmak istediğini ancak 3-4 saat süren yaylım ateş altında katliama uğrayarak dağıldıklarını bildirir.

İzmir’in Kadifekale’si İmariye Mahalesi’nde ikinci sokağında oturan Bakkal Giritli Ali’de işgal gününü mülhakatta nelerin yaşandığını şöyle anlatmıştır. “İzmir’e gelmek üzere trene bindim. Kıyas istasyonuna kadar hiçbir vakaya tesadüf etmeden Develi köyüne geldik. Oranın Rumları umumiyetle silahlı olduğu halde civardaki Türk köylerine hücum ediyorlar, rast geldiklerini öldürüyorlar, evleri soyuyorlardı. Bir kısım Rumlar treni abluka ederek içinde Türk olup olmadığını soruyorlardı. Bu sırada tren hareket etti. Cumaovası istasyonuna geldik. Burada bir ihtiyar Türk’ün başına üşüşmüş, onu Rumlar dövüyorlardı. Tren buradan da hareket etti. Gaziemir istasyonuna geldik. Bütün Rumlar istasyonda toplanmış silahlı oldukları halde yüksek sesle üç defa “zito Ellaza, Kato Türkiye” diye bağırdılar. Karşıdaki askeri kışlalarına hücum ve yağma edilmesi için hep birden hareket ettiler. Attıkları kurşunlardan trenin içinde bir kadın ve çocuk yaralandı.”(ibid.s.87 Dr.Mehmet Emin Elmacı)

Özellikle İzmir şehrinde Rumların çoğunlukta bulunduğu semtlerde oluşturulan çeteler yağma ve katliam hareketi yürütülmüştür. Örnek olarak Seydiköy ve cıvarından şehre gelen silahlı yerli Rumlar hükümet konağını ve kışlayı ve Türklere ait mağazaları yağma etmişlerdir. Rumların bu yağmasından İzmir’deki silah ve cephane depoları ve resmi kurumların kasaları da nasibini almıştır. (İzmir’in Yunanlılar Tarafından işgaline Müteallik Olarak Makamat-ı Askeriyeden Mevrud Raporlar.s.8)

Bilge UMAR, “Yunanlıların ve Anadolu Rumlarının Anlatımıyla İzmir Savaşı”, Zeki Arıkan “İzmir’de Neler Oldu?” Yrd. Doç. Dr. Necmi UYANIK’ın “Mütareke ve İsgal Dönemi İzmir Basını (30 Ekim 1918-8 Eylül 1922)” Uluslararası Sosyal Arastırmalar Dergisi araştırmalarında: 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e çıkartma yapan Yunan birlikleri öncesi Yunan halkına moral vermek için şu çalışmalar yapılır. Özellikle 21 Mayıs 1919 tarihli telgrafın sonundaki bilgilerden şöyle bahsedilir. “ciddi teşebbüsler ve müessire de bulunarak son kanımızı akıtmak üzere devletin işaretlerine sabırsızlıkla hazır ve âmâdeyiz” seklindeki cümle, yöre halkının hükümetten beklentileri açısından sabrının taştığını göstermektedir.

İzmir civarından gelen Rum milisleri içinde en göze batan Seydiköy ve Urla’lı milislerdir. Hükümet binasını, kışlayı ve Türklere ait mağazaları yağmalarlar. Çatışmalar o boyuta varır ki İngiliz konsolosluğuna isabet eden kurşunlar nedeniyle İngiliz askerleri silahla Rumlara karşılık verirler.

16 Mayıs günü Aydın’a giden tren Gaziemir’de Rum çeteler tarafından silahlarla taranır. Kuşadası ve Söke Rumları da bu ara ayaklanır. 17 Mayıs yani İzmir’e çıktıklarının ikinci gününde Urla, Çeşme, Seferihar ve Seydiköy, 20 Mayıs ta da Torbalı işgal edilir. Yunanlılar buraları işgal ederken İtalyan askerleri de Söke’ye girmiştir. Savaş müddetince gözden kaçmayacak bir olayda Adalarda gözü olan İtalyanlar buraları Yunanlılara kaptırmamak için gizlice hep Türkleri destekleyeceklerdir.
http://www.yerelhaberci.com.tr/index.php?sayfa=haber_detay&haber_id=1895&haber_link=









6 Mayıs 2019 Pazartesi

Windows 10 Fotoğraflar Uygulaması ile Artık Müzikli ve Efektli Video Klip Hazırlayabilirsiniz.

Windows 10 Müzikli Slayt Yapma
Windows 10 Fotoğraflar Uygulaması ile Artık Müzikli ve Efektli Video Klip Hazırlayabilirsiniz.

Windows 10 müzikli slayt yapma işlemi, Windows 10 Fotoğraflar uygulaması ile artık ek bir programa gerek kalmadan harika video klipler oluşturun. Resimlere efekt verin, müzik ekleyin veya resimlere yazı yazın, kalp efektleri ekleyin sevginizi gösterin.
Windows 10 slayt yapma

Windows 10 bilgisayarınızda bulunan resimler ile video klip hazırlamak için,

Fotoğraflar uygulamasını açın. Windows arama kısmına fotoğraf yazdığınızda sonuçlarda çıkacaktır.
Fotoğraflar uygulamasında sağ üstte Oluştur yazan kısma tıklayın, açılır menüden açılan Otomatik müzikli video seçeneğini seçin.
Yeni video oluştur, videonuza eklemek için 2 veya daha fazla öğe seçin kısmında videomuza ekleyeceğimiz resimleri seçiyoruz ve Oluştur yazan kısma tıklıyoruz. Burada videomuza bir isim vermemizi isteyecektir herhangi bir isim yazarak Tamama tıklayın.
Birkaç saniye beklediğinizde fotoğraflarınızdan oluşan video klip bir müzik eşliğinde karşınıza çıkacaktır. Yalnız bizim istediğimiz şekilde ve bizim istediğimiz müzikle değil. Bu videoyu düzenlemek için Video Düzenle yazan kısma tıklayın. Ayrıca burada video ismini değiştirebilirsiniz, bunun için kalem simgesine tıklayın.
Video düzenleme penceresinde videonun üstünde ve altında seçenekler vardır.
Üstteki seçeneklerde,
Temalar: resmin rengini açar veya değiştirir.
Müzik: bilgisayarınızdaki bir müziği klibinize eklemenizi sağlar .aac, .adst, .mp3, .m4a, .wav, .wma türlerini kullanabilirsiniz.
16:9 4:3 veya yatay & dikey olarak videonuzu biçimlendirebilirsiniz.

Müzikli klip yapma ekranında alttaki seçeneklerde:
Süre: her resmin kaç saniye videoda gözükeceğini belirler.
Yeniden boyutlandır: resmin boyutunu değiştirmenizi sağlar.
Filtreler: resme çeşitli filtreler uygulayabilirsiniz.
Metin: resme yazı yazmanızı sağlar, bu yazıların konumunu belirleyebilir ve efektler ekleyebilirsiniz.
Hareket: resme sağdan veya soldan, yukardan, aşağıdan hareketler eklemenizi sağlar.
3B efektler: resme yıldız yağmuru veya kalpler gibi hareketli efektler eklemenizi sağlar. Her resim için farklı efektler kullanabilirsiniz.

Windows 10 fotoğraflar uygulamasında video klip oluşturma işleminde videonuzu kaydetmeniz için, Dışa aktar veya paylaş yazan kısma tıklayın.
Dışa aktar veya paylaş sekmesinde 3 adet seçenek vardır. 3 seçenektede dosya boyutu farklıdır.

Deneme amaçlı yapmış olduğum videonun dışa aktarma boyutları:
En hızlı karşıya yükleme: 10.8 MB
Çevrim içi paylaşmak için ideal: 16.8 MB

Büyük ekranlar için ideal: 42.4 MB

Bu boyutlar sizin videodaki resimlerin boyutu, eklemiş olduğunuz efektler vs gibi nedenlerle değişiklik gösterecektir.
Dışa aktarma seçiminizi yaptığınızda bir süre sonra video oluşturulacaktır. Dosya konumunu açarak oluşturmuş olduğunuz videoya ulaşabilirsiniz. Videonun kaydedildiği yer eğer değiştirmezseniz: OneDrive\Resimler\Dışarı Aktarılan Videolar içerisinde olacaktır.

Game of Thrones - Tüm Sezon Ve Bölümler / All Seasons

Game of Thrones - Tüm Sezon Ve Bölümler / All Seasons

Game of Thrones - 1.Sezon
Kral Robert Baratheon, Lord Eddard Stark'tan başdanışmanı olmasını ister. Sürgündeki Viserys Targaryen ise tahtı Robert'tan geri almanın yollarını aramaktadır.
1. Bölüm - Winter is Coming
2. Bölüm - The Kingsroad
3. Bölüm - Lord Snow
4. Bölüm - Cripples, Bastards, and Br..
5. Bölüm - The Wolf and the Lion
6. Bölüm - A Golden Crown
7. Bölüm - You Win or You Die
8. Bölüm - The Pointy End
9. Bölüm - Baelor
10. Bölüm - Fire and Blood
(SEZON FİNALİ) Ned Stark’ın idamı Yedi Krallıkta duyulmuş iken,kuzey haneleri savaş için birleşecektir.Denizin ötesinde,Daenerys büyük bir bedel öder.
---
Game of Thrones - 2.Sezon
Stannis Baratheon,tahtın gerçek varisi olduğunu iddia etmektedir.Ve Sur'a giden Jon Snow'un yolu,çok geçmeden Yabanıllar ile kesişecektir.
1. Bölüm - The North Remembers
2. Bölüm - The Night Lands
3. Bölüm - What is Dead May Never Die
4. Bölüm - Garden of Bones
5. Bölüm - The Ghost of Harrenhal
6. Bölüm - The Old Gods and the New
7. Bölüm - A Man Without Honor
8. Bölüm - The Prince of Winterfell
9. Bölüm - Blackwater
10. Bölüm - Valar Morghulis
---
Game of Thrones - 3.Sezon
Bu sırada Sur'un ötesindeki Ak Gezenler hareketlenirken; Doğu kıtasındaki Daenerys Targaryen'ın ejderhaları da,kendi şanı gibi büyümektedir.
1. Bölüm - Valar Dohaeris
1. Bölüm - Valar Dohaeris
Gece nöbetçileri, yaklaşan tehlikeyi bildirmek için Kara Kale’ye dönmeye hazırlanır. Dar denizin ötesinde, Daenerys köle körfezine gelir.
2. Bölüm - Dark Wings, Dark Words
3. Bölüm - Walk of Punishment
4. Bölüm - And Now His Watch is Ended
5. Bölüm - Kissed by Fire
6. Bölüm - The Climb
7. Bölüm - The Bear and the Maiden Fa..
8. Bölüm - Second Sons
9. Bölüm - The Rains of Castamere
10. Bölüm - Mhysa
---
Game of Thrones - 4.Sezon
Kralın Toprakları'nda düğün hazırlıkları başlamıştır. Daenerys Targaryen ise doğu kıtasında güçlenmeye devam etmektedir.
1. Bölüm - Two Swords
2. Bölüm - The Lion and the Rose
3. Bölüm - Breaker of Chains
4. Bölüm - Oathkeeper
5. Bölüm - First of His Name
6. Bölüm - The Laws of Gods and Men
7. Bölüm - Mockingbird
8. Bölüm - The Mountain and the Viper
9. Bölüm - The Watchers on the Wall
10. Bölüm - The Children
---
Game of Thrones - 5.Sezon
Meereen'de hüküm süren Daenerys Targaryen,ejderhalarını kontrol etmekte zorlanmaya başlamıştır.Ramsay Bolton'un Kışyarı'ndaki zalim hakimiyeti devam etmektedir...
1. Bölüm - The Wars to Come
2. Bölüm - The House of Black and Whi..
3. Bölüm - High Sparrow
4. Bölüm - Sons of the Harpy
5. Bölüm - Kill the Boy
6. Bölüm - Unbowed, Unbent, Unbroken
7. Bölüm - The Gift
8. Bölüm - Hardhome
9. Bölüm - The Dance of Dragons
10. Bölüm - Mother's Mercy
---
Game of Thrones - 6.Sezon
Ejderhası tarafından Dothraki topraklarının güney sınırına terk edilen Daenerys,Meereen'e dönmenin yollarını aramaktadır...
1. Bölüm - The Red Woman
2. Bölüm - Home
3. Bölüm - Oathbreaker
4. Bölüm - Book of the Stranger
5. Bölüm - The Door
6. Bölüm - Blood Of My Blood
7. Bölüm - The Broken Man
8. Bölüm - No One
9. Bölüm - The Battle Of Bastards
10. Bölüm - The Winds Of Winter
---
Game of Thrones - 7.Sezon
Demir taht üstüne kurulan oyunlar tüm hızıyla devam ederken Westeros ve Essos halklarını bekleyen çok daha ölümcül bir tehlike artık kapıdadır... Soluksuz izleyeceğiniz "Game of Thrones" yedinci sezon sizlerle!
1. Bölüm - Dragonstone
2. Bölüm - Stormborn
3. Bölüm - The Queen's Justice
4. Bölüm - The Spoils of War
5. Bölüm - Eastwatch
6. Bölüm - Beyond The Wall
7. Bölüm - The Dragon And The Wolf
---
Game of Thrones - 8.Sezon
Tüm zamanların en çok Emmy ödülü kazanan drama dizisi 'Game of Thrones' final sezonuyla sadece Digiturk'te!
1. Bölüm - Winterfell - 15 Nisan
2. Bölüm - A Knight of the Seven King..
3. Bölüm - The Long Night - 29 Nisan
4. Bölüm - The Last Of The Starks - 6..Mayıs
5. Bölüm - ....... - ...Mayıs
6. Bölüm - ....... - ...Mayıs

29 Nisan 2019 Pazartesi

Sabahattin ALİ - "İçimizdeki Şeytan" Kitabından Güzel Sözlerle...

Sabahattin ALİ - "İçimizdeki Şeytan" Kitabından Güzel Sözlerle...

Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf

Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
1 "Korkmuyor musun?" / "Anamla babam, nesinden korkayım...
2 "Tabii bu evlenmede herhangi bir müşterek hayattan ziyade, erkek için evde bir kadın bulunması; kız için de "münasipçe bir kısmet" varken kaçırılmaması düşünülmüştür.”
3 “Evlendikten sonra bir adamın bütün gayesi ve istikbal düşüncesi, bir kere içine girmiş bulunduğu ve şimdi mukadder telakki ettiği bu belayı ses çıkarmadan ve dosta düşmana pek belli etmeden sürükleyip götürmek, onda herkes tarafından söylenen, fakat kimse tarafından bulunamayan meziyetler ve saadetler araştırmaktır.”
4 “Bereket versin, Anadolu'nun bu yalnız kendisine mahsus dertleri yanında bunların gene yalnız
kendisine mahsus çareleri vardır. Bunlardan en birincisi "rakı"dır.”
5 “Kasabanın panoramasında, bir tablodaki kadar ahenk ve uygunluk vardı.”
6 “gitgide konuşmayı daha az sever olmuştu.”
7 “Yusuf, işçilerin dilini de herkesten iyi anlıyordu”
8 “Niçin durup dururken yalan söylemek ihtiyacını duyuyorlardı?”
9 “Sonra bu fakir işçilere bu köpek muamelesini yapmaya neden lüzum görüyorlardı? Evet, Allah
onları bir kere fıkara yaratmıştı, bunda kimsenin kabahati yoktu, fakat onlar böyle yaratılmışlar
diye niçin tepelerine binmeli, onları adam yerine koymaktan niçin çekinmeliydi? “
10 “Top patlar patlamaz, sanki sahici bir endaht yapılmış da mermi aralarına düşmüş gibi, bağrışarak evlerine koşuştururlardı.”
11 “Köşe başı meyhane/ Asmadandır kapısı/ Ben gözüme almışım/ On beş sene mapusu /diye hepsi bir ağızdan türkü söylüyorlardı.”
12 "Sıkılmayın bakalım, hepsi geçer!"
13 "Git ağam, buralardan git. Biz senin başını nâre yakacaktık!"
14 “O gelmez artık!' dedi. “Nereden biliyorsun?' dedim. 'Gidişinden belliydi!”
15 “Dolapları iyi çeviremedik. Belayı bu delikanlının başına sardıramadık. Ne yapalım, daha sizin kadar kansız olamamışız.”
16 “Helbet bize de inanan iki Müslüman bulunur.”
17 "Ne vereyim beyefendi?"
18 “Kumarbazın kumarbaza senede beş kuruşu bile geçmezmiş”
19 “Bu kadının gözyaşları o kadar hakiki, o kadar içten gelmeydi ki, görenlerin onun teessürüne iştirak etmemelerine imkân yoktu.”
20 "Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur.
21 “İnsan birazcık da kalender olmalıdır!"
22 "Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından
atamayacağı şeyler de var..."
23 "Bu dünyada karşılıksız hayır işlenmediğini öğrendim de onun için sordum,"
24 “Yaşasın bu dünya be!..".
25 “Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti.”
26 “manasız, dırdırcı, ne yaptığını bilmez bir kadına peygamberce bir sabır ile tahammül eden bu adam”
27 "Benim yediğim yemişe elini kim sürecekmiş bakayım?.. "
28 “Onun fikrince, nasıl harpte kazanmak için her vasıta meşru ise, adalette kazanmak için de mümkün olan her çareye başvurmakta beis yoktu.”
29 “Herhalde şimdi oraya yağmur yağıyordu.”
30 “Artık bu dünyada hiçbir şeyin kendisini fazla alakadar etmediğini anlatmak istiyordu.”
31 “Bu buruşmaya başlamış ve ağlamaktan kızarmış çehrenin arkasında taze bir genç kız yüzü görür gibi oldu ve o anda ilk evlendiği gecenin ümit ve sevinç dolu hislerini tekrar yaşadı. Bu belki bir saniye, belki de daha az sürdü.”
32 "Kafaları ezilecek yılanlar!"
33 "Kimi istiyorum, anladın mı?"
34 "Benim için yapılacak ne iş kaldı ki?" diyordu. "Yerimizi boşaltsak da dünyaya yeni geleceklere yer açsak..."
35 "Ama, belki bir gün canım isteyecek!"
36 "Buraya benim için mi geldin?"
37 "Allah gönüllerine göre versin bey; kızın yiğit delikanlıya düştü."
38 "Yoruldun bey!" dedi. "Biraz acı su getireyim mi?"
39 "Bizim damadı az zamanda öyle bir yetiştir ki, kaleminden kan damlasın!.."
40 “Gördün ya, kimsenin bir iş yaptığı yok. Mesele o odanın içinde beş on saat oturuvermekte... Lüzumsuz gibi görünür ama, bunsuz da dünya dönmüyor. Öyle ya, herhalde böyle boş oturmanın da bir hikmeti var. Bir bakarsın, hükümetteki işlerin hepsini eli kalem tutan iki kişi bile çevirir dersin. Lakin o kalabalık olmasa âlem birbirine girer. Mesele memurların yaptığı işte değil, onların mevcut olmasında. Şimdi sen o tozlu odada oturdukça kendi kendine: "Benim burada ne lüzumum
var?" diyeceksin! Yanlış!.. Mademki sen bir kere hükümet kapısından içeri adımını attın, artık
lüzumlusun. Sen olmasan muhakkak bir yerde bir aksaklık çıkar...”
41 “Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir.”
42 “Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, saadet nedir? demiş. Her biri kendilerine göre
cevap vermişler. Musa: Arzı Mev'uda gitmektir; İsa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır;
Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed'e
gelince: "Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu
gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli...”
43 “Ayinedir bu âlem, her şey hak ile kaim / Mir'atı Muhammedden Allah görünür daim.
(Her şeyin Allah sayesinde ayakta durduğu bu âlem bir aynadır / Muhammed'in aynasında daima
Allah görünür)
44 "Bir işte kasıt ne ise hüküm ona göredir!"
45 "Şek ile yakîn zail olmaz!" ( Kuşku gerçeği ortadan kaldırmaz.) / "Zararı âmmı def için zararı has ihtiyar olunur!" / (Kamunun yararı bireyin yararından üstündür.)
46 “Gariki bahri isyanım / Dahilek yâ Resuullah (İsyan denizinde boğuluyorum, ey Hazreti Muhammed sana sığınıyorum.)”
47 “Önüne bir lokma ekmek tutuluyor ve bunun geri alınması tehdidiyle en olmayacak şeyler yapılıyordu. İstihfaf ettiği, kendisinden zayıf bulduğu mahlukların mahkûmu olmak çok harap edici bir şeydi.”
48 “Her tarafı örten karların verdiği bir ışıkta,  kucağındaki kadının yüzüne baktı. İçi bir saadet
hissiyle ürperdi. Kısa ve belirsiz nefesler alarak uyuyan bu çehre, yine eski Muazzez'in
çehresiydi.”
49 “Orada, o kanlı  çukurda, şimdiye kadar geçen bütün hayatını görüyor gibiydi.”
50 “İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu.

51 “Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.”

Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan Kitabı Güzel Sözler

Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan Kitabı Güzel Sözler
1-En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin
ambarı olmaktan ileri geçemez.
2-Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı
vardır, bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz. iş bunun tamamıyla aksinedir, cebimize giren iki lira sayesindedir ki havanın biraz açıldığını görmek, rüzgârın serinliğini hissetmek, hatta akıllıca şeyler düşünmek mümkün olmuştur...
3-Burası Avrupa değil. Gerçi Avrupa'ya benzemek istiyoruz ama, yavaş yavaş

4-"İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
5-"İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."
6-"Böyle dümdüz bir beynim olacağına hiç olmamasını tercih ederdim. "
7-"İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer... Ne olursa olsun..."
8-Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
9-Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum.
10-''Bana istenecek birşey söyle, uğruna can verilecek birşey söyle, hemen dört elle sarılayım...''
11-İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı!
12-Herkes ne diyecekse desin banane..
13-Para... Fiziksel Özgürlüktür...Ciltlerle kitabın, saatlerce tefekkürün yapamadığı işi iki kirli kağıt başarır. (...) Cebimize giren iki lira sayesindedir ki havanın biraz açıldığını görmek, rüzgarın serinliğini hissetmek, hatta akıllıca şeyler düşünmek mümkün olmuştur.
14-Yine De Belirli Bir Mesafede Durmak Lazım... Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil...(...) Sadece bir yalnızlık ihtiyacı...
15-İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz(lik) var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.
16-İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak husundaki hayret verici teyammülleridir.
17-Kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?
18-Demek hayat böyle iki adım ilerisi görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.
19-Siz Çoksunuz Fakat Biz Haklıyız...
20-Üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için; ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.
21-Hep böyle küçük şeyler yüzünden üzülürüm.
22-"Gençlik bizimle beraber, fakat fakir!"
23-Herkesin bir tek dünyası vardır, oda kendisi...
24-Beni sevdiğini söyledi... Bir insan tarafından sevilmek bu kadar fena mı?
25-"Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir."
26-Evlendik, çoluk ve çocuğa karıştık, sürüklenip gidiyoruz. Hayat dediğin başka nedir zaten?
27-İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
28-Kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?
29-"Söyle, hangi ilim, hangi şiir, hangi aşk, hangi devlet bu manzaradan daha güzel, daha muhteşemdir?"
30-Sanat bir ifadedir; her devir, her medeniyet başka türlü duyar ve pek tabii olarak başka türlü ifade eder. Bence en iptidai zenci müziği bile sanat eseridir.
31-Türkçenin kendine mahsus bir manasızlığı...  Dünyada hiçbir lisanda bu kabiliyet yoktur... Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti!
32-Ne de olsa baba ölümü... İnsan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi bir noksanlık, bir çıplaklık duyuyor.
33-Belki de ben şimdiye kadar sahiden sevmenin ne olduğunu bilmiyordum.Acaba kendimi kapıp koyuversem mi?
34-İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir.
35-Bu hayatın bir manası olması icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
36-‟Ben hayatımda kimseye haksızlık ve fenalık etmemeye çalışmış ve başkalarına yapılan haksızlığa bile kendimeymiş gibi üzülmüş bir insanım...ˮ
37-"Asıl iyilik tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir."
38-Kurulu bir makineyim ya arıza yaparsam? Zannediyorsun ki, hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz.
39-Ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
40-Hayatta kendi düşüncelerim ve kararlarımdan başka birtakım kuvvetlerin emri altına girmek asla tahammül edemeyeceğim bir şeydi.
41-"Kendimiz iyi olamıyoruz ve başkalarının iyiliğini küçük görmek için onlara reklamcı, hayır dua avcısı, hatta riyakâr diyoruz."
42-Sevgi Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimizi o kadar çok ve kuvvetli severiz..
43-Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? -Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!Peki, sen ne görüyorsun bakalım? “İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”
44-O, küçük bir yaprağın arkasında bir dünya gördüğünü zanneder de koca dünyayı görmeden yaşar.
45-Gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
46-Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir...
47-Böyle bir geceyi bütün varlığımızla içemeyişimizin sebebi kafamızı birçok saçma şeylerin doldurmuş olmasıdır. On bin yirmi bin sene evvelki insanlar gibi olabilsek, tabiatı onların gözüyle görsek muhakkak ki şimdi burada böyle sükûnetle oturamazdık. Onlar güneşi, ayı, falanca büyük tepeyi veya filan bulutu ve yıldırımı babalarının hayrına mı Allah yaptılar?”
48-Demek hayat böyle iki adım ötesi bile görünmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi..
Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.
49-Bu bulutları üstümüze doğru sürükleyen rüzgarı gözünüzle görmüyor musunuz? Ben görüyorum, bize doğru geldiğini, bizi de şimdi yerimizden alarak uçurmaya başlayacağını sanıyorum.
50-"(...) Sonra güzel bir karı almak... Kafaca anlaşacağın ve ruhu ruhuna uygun bir kadın değil! Herkes gördüğü zaman 'Aman! Bakın, falancanın ne enfes karısı var!' desin yeter!.. Yalnız bu noktada idealistsiniz; ve maddi menfaatler ve rahatlar haricinde yegâne manevi zevkiniz budur: Güzel karı alıp herkese parmak ısırtmak..."
51-Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız..
52- “İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşınamak demektir.”
53-Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır...
54-... Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş... Ne aradığımızı bilmeden aramak... Şimdi içim rahat, aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükûnet içindeyim... Dünyada bundan büyük bir saadet olur mu?.."
55-Bütün bu farklara rağmen Seni böyle çılgınlar gibi sevişim de herhalde bu şeytanın bir oyunu.
56-"Birini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini..."

57-Kendi ruhunun pisliğini yakından gören adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?
58-Siz burada mısınız?..” diye başka bir suale cevap verdi. Sonra: ”Ne saçma sual, değil mi?” diye ilave etti: İşte görüyoruz ki buradasınız. Ne diye sorarız acaba?..Türkçenin kendisine mahsus bir manasızlığı... Dünyada hiçbir lisanda bu kabiliyet yoktur... Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti!”
59-Etrafından geçen insanları kucaklamak, herkese: "Haydi, ne duruyorsunuz! Gülün, sevinin, hayat kadar tatlı şey var mı?” demek istiyordu.
60-Herkes ne diyecekse desin banane!
61-''Aman yarabbi... Benden korkuyorlar!''
62-Görmüyor musunuz, bu geceden ve bu tabiattan ayrılmak sizi ağlatıyor. Sakın elinizi gözünüze götürmeyiniz... Ay altında ağlayan gözlere dokunmaya hiç kimsenin, hatta sizin bile hakkınız yoktur.
63-Başıma alıp gidecektim .Şeytan nereye çağırırsa oraya...
Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan Kitabı Güzel Sözler




KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali

KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali
(Erkan ÇOBAN-04.04.2019 Özetleme)
1- Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri
araştırmayı tercih ediyorlar.
2- Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman
bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
3- Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz
4- İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır?
5- Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına
imkân var mıydı?
6- Fakat bunlar da, o yaşlardaki her kof insan gibi, ilk rastladığının suratına gülmeyi bir nevi üstünlük alameti sayanlardandı.
7- İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri
için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı
tercih ediyorlar
8- insanların birbirlerini aramaları, bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı
şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.
9- Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!..
10- Kim olursa olsun, bir insanın yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydi.
11- Sağ tarafta 20 Haziran 1933 tarihi ve hemen bunun altında şu satırlar vardı: "Dün başımdan garip bir hadise geçti ve bana on sene evvelki başka birtakım hadiseleri yeniden yaşattı...
12- insanlara kendinden hiçbir şey bırakmak istemeyen ve yalnızlığını, ölüme giderken bile beraber alan bu adama karşı içimde nihayetsiz bir merhamet ve onun mukadderatına karşı nihayetsiz bir alaka uyandı.
13- Seninle hiç şöyle uzun boylu konuşamadık evladım... Yazık!" dedi ve gözlerini kapadı.
14- İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.
15- Burası da en nihayet bir şehirdi. Sokakları biraz daha geniş, çok daha temiz, insanları daha sarışın bir şehir.
16- Yavaş yavaş kitap okumaya çalışıyor ve bu işten zamanla daha çok zevk duyuyordum. Bir müddet sonra bu adeta bir iptila halini aldı.
17- Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. Bu portrede ne
vardı?
18- "Sahiden böyle bir anneniz olmasını ister miydiniz?"
19- İnsanlara olduklarından başka gözlerle bakmakta ısrar edişime içerliyordum.
20- Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.
21- Bakışlarımız karşılaşınca gözleriyle beni dostça selamladı. Evet,
hiç mübalağaya kaçmadan, hiç sırıtmadan, eski bir dost gibi beni selamladı.
22- Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş... Ve ben bu anda başka hiçbir şey istemiyordum. Dünyanın en zengin adamıydım.
23- Tam bir emniyetle gözlerimin içine bakmış, sonra gülmüştü. Ne olursa olsun onun bana bu yakınlığı göstermesi beni dünyanın en bahtiyar insanı haline getirmeye yetiyordu.
24- Bu harikulade güzel rüya ne kadar çok devam ederse o kadar iyiydi.
25- "Elleriniz ne kadar soğuktu!" dedim. Tereddütsüz cevap verdi:
"Isıtın!"
26- "Boğulacak kadar yalnızım..." diye devam etti, "hasta bir köpek
kadar yalnız..."
27- içimde birdenbire bütün insanlarla sarmaş dolaş olmak, uzun yıllar birbirinden ayrı kaldıktan sonra nihayet kavuşan dostlar gibi coşkun bir muhabbetle herkesi öpmek arzusu vardı.
28- Ne kuzuların ağzından vahşi kurt dişlerinin sırıttığını gördüm...
29- Artık Maria Puder, yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı.
30- Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.
31- Canlı bir mevcudu kendisine uygun olan iklimden ayırarak, birkaç meraklının keyfi için bu berbat şartlara tabi etmek bir nevi işkence değil midir?
32- Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
33- Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum.
34- Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... Neden? Niçin dâima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?.. Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız?
35- Hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar âciz ve gülünç olamaz.
36- "Kürk Mantolu Madonna'yı selamlarım!"
37- "Demek beni kıskanmıyorsunuz ha?" dedi. "Beni sahiden bu kadar çok mu seviyorsun?
38- Karşısındakinin her kanaatini doğru bulup benimsemek için vesile aramak da bir nevi ruh yakınlığı alameti değil miydi?
39- İnsanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler bir nevi aşktı. Yalnız yerine göre isim ve şekil değiştiriyorlardı.
40- Arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl başladığını
gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir
41- Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil; çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması...
42- "Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
43- En tatlı emellerinin tahakkukunu gördüğü bir rüyadan acı hakikate uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu.
44- Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu
sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
45- Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.
46- Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
47- "Bana sen daha iyi bakarsın!"
48- Ruhum rüzgârsız ve kırışıksız bir deniz gibi sakindi.
49- Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... Ama şimdi inanıyorum...
50- Asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. Öte tarafı hep teferruattı.
51- Dünyada önüne geçilemeyecek hadiseler vardı ve biz bunların sebep ve mantıklarını anlayamıyorduk.
52- Önüne geçmek mümkün olmayan işlerde telaş ve heyecan göstermek çocukluktur.
53- "Ne manasız şey?.. Ne diye gidiyorsun sanki?"
54- "Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim...""Nereye çağırırsan gelirim!"
55- Bir insana bir insan herhalde yeterdi.
56- Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her
hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
57- Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı...
58- "Seninle şöyle bir oturup konuşamadık!"
(Erkan ÇOBAN-04.04.2019 Özetleme)
KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali

5 Nisan 2019 Cuma

ERKAN ÇOBAN

Erkan ÇOBAN
İsmim Erkan ÇOBAN. Soyadım Uşak’ın Eşme İlçesi Güllübağ köyünden olan rahmetli dedem, nam-ı diğer Koç Ali’den gelir.
1971’de Eşme’de dünyaya gelmişim. Sırasıyla: Eşme Dumlupınar İlkokulu, İzmir Şirinyer Lisesi (Orta Bölüm), İzmir Buca Lisesi (1986-1988), Anadolu Üniversitesi Afyon Meslek Yüksek Okulu (İnşaat Bölümü-1991-1993) nda okudum.  Özel radyo ve televizyonların yayın hayatına  başladığı bu ilk dönemde, özel bir radyoda yabancı müzik ağırlıklı program hazırlayıp dinleyicilere sundum.  
1993-1995 yılları arasında Ilgaz Mühendislik Bürosu’nda İnşaat Teknikeri olarak Betonarme ile ilgili Autocad çizimleri yaptım. Amasya’da başladığım Askerliği, Bitlis Tatvan’da bitirdim. 1997-2005 yılları arasında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Araştırma Laboratuvarı’nda İnşaat Teknikeri olarak görev aldım (laboratuar deneyleri, malzeme, zemin,beton vb.). Halkapınar 75. Yıl Kapalı Spor Salonu Temel inşaatında (vibrex kazık uygulamaları kontrolü) ve İzmir Limontepe Olimpiyat Köyü yapımlarında (beton kontrol) görev aldım. Türkiye Yapı Tekniker ve Teknisyenleri Derneği İzmir Merkez üyesiyim. Ağustos 2007 tarihinden bu yana da Gaziemir Esnaf Ve Sanatkarlar Odası’nda Genel Sekreter olarak görev yapıyorum. Gaziemir Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti üyesi ve Gaziemir Kent Konseyi Yönetim Kurulu üyesiyim.
Evliyim ve iki çocuk babasıyım babasıyım. Hayatımın dijitalleşebilen kısmını internet üzerinden takip edebilirsiniz.
Y A Y I N L A R VE B A Ğ L A N T I L A R
YOUTUBE
HATIRALAR DEĞERLİDİR
GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI - STRATEJİK PLAN
GAZİEMİR KENT KONSEYİ STRATEJİK PLAN
ESNAFIN SESİ - 2018 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
ESNAFIN SESİ - 2017 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
ESNAFIN SESİ - 2016 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
ESNAFIN SESİ – 2015 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
ESNAFIN SESİ - 2013 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
ESNAFIN SESİ - 2011 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
ESNAFIN SESİ - 2010 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
https://issuu.com/erkancoban/docs/derg___temmuz_2010
ESNAFIN SESİ - 2010 - GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
EŞME - KİLİM DİYARI
HEY DERGİLERİ VOL 1
HEY DERGİLERİ VOL 2
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İZMİR
SEYDİKÖY'DEN GAZİEMİR'E BÖLÜM -1-
SEYDİKÖY'DEN GAZİEMİR'E BÖLÜM -2-
SEYDİKÖY'DEN GAZİEMİR'E BÖLÜM -3-
SEYDİKÖY'DEN GAZİEMİR'E BÖLÜM -4-
SEYDİKÖY'DEN GAZİEMİR'E BÖLÜM -5-
***   B L O G L A R   ***
ERKANCOBAN
GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI
MOBESETV
İNTERNETDENİZİ
ZAMAN CETVELİ
ÖDEVCİNİN YERİ
BEBEK BİLGİSİ
İSLAMİYETONLINE
GÖZDE CAM
ADEMİN YERİ
SARNIÇ MİNİBÜS KOOPERATİFİ
BEYEN TENİS AKADEMİ
***    T W I T T E R   ***
İ L E T İ Ş İ M
erkancoban@gmail.com